whatsapp
Hey "Sen" Sitede Geçirdiğin Zaman: 0 : 3 : 45
iletisim

Alibaba'nın Kurucusu Jack Ma

Ma Youn, İngilizce öğrenmeyi çok istediği için 9 yaşından itibaren her sabah 5’te kalkıp bisikletiyle şehir merkezinde turistlerin yoğun olduğu bir otele gidiyordu, onları para almadan gezdirerek İngilizce pratik yapıyordu.İngilizcesini geliştirmek için 9 yıl ücretsiz olarak bu işi yapan Ma Youn’a, orada tanıştığı turistler isminin telaffuzu zor olduğu için “Jack” takma adını verdi.Okula başlamaya karar verdi ancak ilkokulda sınavında da, ortaokulda da, üniversite sınavında da ilk seferde başarılı olamadı. Harvard Üniversitesi’ne de 10 kez başvurdu ve tam 10 kez reddedildi.İlkokul sınavlarında iki kez, ortaokul sınavlarında 3 kez başarısız olan Jack Ma, üniversiteye de 3. denemesinde girmeyi başardı. Doğduğu yer olan Hangzhou’da bir yüksekokulda İngilizce Öğretmenliği bölümüne girmeyi başardı. Fakat kendisi kazandığı okulun Hangzhou’nun en kötü üniversitesi olduğunu söylüyor.Okul hayatında bir sürü başarısızlık yaşayan Ma, başta iş hayatında da pek parlak deneyimler yaşamamıştı. Başvurduğu tam 30 işten ret cevabı aldı.Üniversite’den sonra liseden tanıştığı kız arkadaşıyla evlendi ve öğretmen olarak çalışmaya başladı. 1995’te tercümanlık yapmak için ABD’ye gitti ve internetle tanıştı.Onu internetle arkadaşı tanıştırdı. İnternetin ne olduğunu başta tam olarak anlamadı.İlk olarak arama motoruna “bira” yazıp arattı, bir sürü sonuç çıktı ancak Çin birasıyla ile ilgili bir sonuç çıkmadığını fark etti.Başta İngilizce çeviri üzerine bir web sitesi kurdu, başarılı olamadı ancak bu işte ilerlemeye karar verdi.Çin’e döndü. 1999’da 17 arkadaşıyla birlikte Alibaba.com’u kurdu.Tahmin edildiği üzere bu isim Alibaba ve Kırk Haramiler'den geliyor. Hikayesi ise şu şekilde: Jack Ma sitenin ismini bir Amerika seyahati sayesinde buldu. San Francisco’da öğle yemeği yerken aklına Alibaba ismi geldi, garson kıza Alibaba’yı bilip bilmediğini sordu ve kız bildiğini söyledi. Yoldan geçen insanlara da sordu ve hepsinin “Alibaba ve Kırk Haramiler”i bildiğini gördü ve sitenin isminin bu olmasına karar verdi.Başta birçok Amerikalı yatırımcı “Bu adam deli, bu iş tutmaz.” demişti ancak 100 bin dolarlık servetle kurduğu Alibaba, sonrasında SoftBank, Goldman Sachs gibi şirketlerden yatırım aldı.Alibaba’da ilk önce ödeme sistemi yoktu. Yalnızca ürünler listelenebiliyordu. Bunun üzerine Jack Ma, "Ali Pay" elektronik ödeme sistemini oluşturdu.Bu ödeme sistemi de başta çok aptalca bulunmuştu ancak şimdi 800 milyona yakın kullanıcısı bulunuyor.Jack Ma asla durmak bilmiyordu. Yıllarca yaşadığı olumsuzlukların intikamını alıyordu sanki. 2003’te, eBay’e rakip olarak TaoBao adlı alışveriş sitesini kurdu.Şirketin hızlı büyümesi eBay’in dikkatini çekti ve eBay Ma’ya satın alma teklifinde bulundu ancak Jack Ma kabul etmedi .Alibaba’yı dünya genelinde 24 bin çalışan ve 10 binden fazla ortak şirketi olan bir e-ticaret devi haline getiren Jack Ma, 2013’te CEO’luk görevinden istifa etti ve yerini gençlere bıraktığını açıkladı.Yönetim kurulu başkanı olarak çalışmaya devam eden Ma, çevreci kimliğiyle de dikkat çekiyor. Çevre kirliliğine karşı mücadele eden “Nature Conservancy” örgütünün Çin’deki yönetim kurulu başkanlığını üstlendi.Jack Ma, mücadeleyi bırakmayan örnek kişiliğiyle, girişimci olmak isteyenler için ideal bir rol model. Hepimizin başına olumsuz şeyler gelebilir, çizdiğimiz yollardan sapmak zorunda kalabiliriz. Ancak her zaman yeni yollar çizebileceğimizi unutmamalıyız.

Google CEO’su Sundar Pichai

Tam adı Pichai Sundararajan. 1972 yılında Hindistan’da doğdu ve 2015 yılından beri Google’ın CEO’su olarak görev yapıyor. Ana vatanı Hindistan’da bir kahraman olarak görülüyor. Delhi Üniversitesi öğrencileri ile yaptığı bir söyleşide kendisine “Sen bizim yapmayı hayal ettiğimiz şeyleri yaptın.” denilmesinden anlıyoruz bu hayranlığı. Evli ve iki çocuk babası olan Pichai çalışkanlığı ve yenilikçi fikirleriyle kendisine sıfırdan bir kariyer çizmiş.Pichai, Hindistan’ın Chennai şehrinde büyüdü. Babası elektrik mühendisi ve annesi çocuk sahibi olmadan önce stenograflık yapıyordu.Stenografi, alfabeyi, noktalama işaretlerini ve kelimeleri semboller ve kısaltmalarla yazma sistemi.Ailesinin durumu çok iyi olmayan Pichai, doğduğu 2 odalı dairelerinin oturma odasında küçük kardeşiyle birlikte uyuyordu.Durumları iyi olmadığından, küçüklüğünde hiç arabayla yolculuk yapmadı ve televizyon seyretmedi.Pichai’nin her zaman sayıları hatırlamak konusunda yeteneği vardı. Ailesi bunu, telefonlarında çevirdiği her numarayı hatırladığını gördüğünde fark etti.Kendisi, arada sırada da olsa hala bu ezber yeteneğini toplantılarda kullanarak meslektaşlarının ilgisini topluyor.Bilgisayarlar ile ilgilenmeye başladıktan sonra Hindistan Kharagpur Teknoloji Enstitüsü’nde Metalürji Mühendisliği okumaya başladı. Burada gösterdiği başarı ise kendisine Stanford’dan burs kazandırdı.Bu arada, yazdığı ilk program bir satranç oyunuydu.Kaliforniya’ya taşınmak onun için büyük bir sıçrayıştı.Kendisi bir röportajında şöyle diyor: “Teknolojiyi her zaman çok sevdim. Her zaman Silikon Vadisi’nde olma hayalim vardı. Küçüklüğümde Silikon Vadisi hakkında şeyler okur, amcamdan hikayeler dinlerdim.”Ancak Amerika’ya gittiğinde her şeyin çok pahalı olduğunu gördü. Aynı zamanda, kız arkadaşı Anjali’yi de çok özlüyordu.Spoiler Alert: Anjali ve Pichai sonrasında evleniyorlar, biri kız biri erkek, iki çocukları oluyor.Ailesinin tüm birikimini kullanarak Yüksek Lisans eğitimi almaya giden Pichai, Stanford’daki eğitimini tamamlayamadı ve Pensilvanya Üniversitesi’nin Wharton MBA programına dahil oldu.MBA’inden sonra ise ünlü bir danışmanlık şirketi olan McKinsey’de görev aldı.1 Nisan 2004’te Google’ın merkezi olarak bilinen Googleplex’e mülakata gitti ve Google’ın arama çubuğu üzerinde çalışmalar yapmaya başladı.Aynı gün Google, Gmail’in tanıtımını yapmıştı. Pichai dahil herkes insanların birbirlerine ücretsiz e-postalar gönderilmesinin Google’ın yaptığı şakalardan biri olduğunu düşünmüştü. 2006 yılında Microsoft Internet Explorer için varsayılan arama motoru olarak Bing’i duyurduğunda kıyamet senaryoları yazılmaya başlanmıştı. Pichai, bilgisayar üreticilerini bu değişimin etkilerini azaltması için Google Araç Çubuğu donanımlarını kurmaya ikna etti.Microsoft’un yarattığı bu problem Pichai’nin ilk başarılarından birini elde etmesine yardımcı oldu.Kurucu ortaklar Larry Page ve Sergey Brin’i Google’ın kendi tarayıcısını inşaa etmesi gerektiğine ikna etti. Ve sonuç, Chrome: Bugün en çok kullanılan ve benim şuan bu içeriği yazdığım tarayıcı… Pichai, bir lider olarak her zaman sevilen ve karşı çıkmak yerine sonuçlara odaklanan biriydi. Bu tavrıyla dikkatleri üzerine çekti ve Google’da daha fazla sorumluluk almaya başladı.Kendisi öncelikle başkan yardımcılığına terfi etti. Sonrasında Android İşletim Sistemi’ndeki çalışmaları, 2013 yılında kendisine Kıdemli Başkan Yardımcılığı görevinin yolunu açtı.En çok çaba gösterdiği işlerden biri de “Android One” idi. 5 milyar insanı daha çevrimiçi yapabilmek için düşük maliyetli akıllı telefonlar…Ayrıca, Google’ın pahalı olmayan Chromebook dizüstü bilgisayarlarına güç veren işletim sistemi Chrome OS’in arkasında da o vardı.Pichai’nin yükselişindeki bir başka dönüm noktası ise 2014 yılında, Google’ın 3.2 milyar dolara Nest’i almasında çok etkili olmasıydı.Twitter tarafından üst düzey iş teklifleri almasına rağmen sadık bir Google çalışanı olarak kaldı.Chrome, Android ve uygulamalardaki başarısı ve ustalığı 2014’ün sonralarında önemli bir başka terfi almasını sağladı. Artık Larry Page’in sol koluydu. Üretim alanındaki neredeyse tüm işlerin başındaydı; arama, haritalar, Google+, altyapı…Google’ın şirket yapısı patlak verdiğinde Pichai’ye Google’ı yönetme görevinin verilmesi hiç de şaşırtıcı değildi. Zira kendisi zaten temel ürünlerin hepsinden sorumlu olduğu bir görevdeydi.Pichai aynı zamanda inandığı konular hakkında konuşmaktan hiç çekinmeyen bir yapıya sahip. Donald Trump’ın göç hakkındaki konuşmalarının birinden sonra şöyle yazdı:“Korkunun değerlerimizi yok etmesine izin vermeyelim. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki, ve hatta dünyadaki, müslümanlara ve diğer azınlıklara destek olmalıyız.”Pichai, Instagram kullanmıyor ve nadiren Tweet atıyor. Ancak aktif olarak kullandığı Google+ hesabı bize kişiliği hakkında birçok bilgi veriyor.

Facebook’un Eski Kurucu Ortaklarından Sean Parker

Sean Parker ABD’li başarılı bir girişimci olarak tanınıyor. Fakat bu ünü elde etmesi hiç kolay olmadı. Hem zekasıyla birçok başarılı girişimde bulundu hem de olaylı hayatıyla başa çıkmaya çalıştı.Henüz 7 yaşındayken programlama öğrenmeye başladı. Liseye geldiğindeyse sırf hobi olsun diye internet sitelerini hackledi. Genç yaşında FBI ile başı derde girdi.Fakat yaptığı işlemler kimseye herhangi bir zarar vermediği için sadece “kamu hizmeti” cezası aldı.Lise bittiğinde ailesi koleje gitmesi konusunda ısrarcıydı fakat o internetten tanıştığı yetenekli hacker Shawn Fanning'in NAPSTER projesine dahil olmak için San Francisco’ya taşındı.Henüz 19 yaşındaydı ve bir yandan ailesinden ayrı yaşadığı evinde partiler verirken bir yandan da arkadaşıyla NAPSTER’ı kurdu.İki arkadaş NAPSTER ile ilk yıllarında milyonlarca kullanıcıya ulaştılar ve çok hızlı bir şekilde büyüdüler. Fakat telifli müzik dosyalarını illegal paylaştıklarına dair mahkeme kararınca, NAPSTER kurulduktan sadece 14 ay sonra kapandı.Daha sonra NAPSTER yeniden açıldı. Fakat hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Çünkü gerek piyasadaki rekabet, gerekse Sean Parker’ın bu oluşumdan uzaklaştırılması NAPSTER’ı eski günlerine geri getiremedi.2001 yılına geldiğinde sosyal iletişim sitesi olan PLAXO’yu kurdu. Fakat kurduktan 3 yıl sonra yatırımcıları tarafından kovuldu. Sebebiyse uyuşturucuydu…2004 yılında ise Stanford’ta çok da sıradan olmayan bir gün yaşandı. Dahi çocuk Sean Parker, oda arkadaşının bilgisayarında “the facebook” yazısını gördü.O günden sonra artık dünya da bambaşka bir yer olacaktı.Parker daha sonra New York'a taşındı ve Zuckerberg ile Facebook’u kurdular. Parker henüz 20 yaşında olan Zuckerberg’e göre daha inançlıydı.Facebook’un şu an geldiği noktayı daha o zamandan ön görmüştü. Facebook’un başkanıydı. Yönetim kurulunda 5 koltuktan 3’üne daimi olarak sahipti artık.Ama 2005 yılına gelindiğinde talihsizliği yine peşindeydi. Bir parti sırasında uyuşturucu madde bulundurduğu iddiasıyla tutuklandı. Facebook’taki başkanlığından ayrıldı.Fakat bu iddia hiçbir zaman kanıtlanamadığı için Parker bir ceza almadı. Buna rağmen yine yatırımcı baskısıyla Facebook’taki başkanlığından ayrılmak zorunda kaldı. Facebook’tan ayrılmış olsa da, katkısı oldukça büyüktü.Sean Parker asla durmadı. 2006 yılında Peter Thiel’s Founders Fund’ da yönetici partner oldu. Spotify’ın Amerika’ya gelmesine de böylelikle yardımcı olabildi.Ara sıra Napster’ı kurduğu eski arkadaşıyla da bir araya gelip fikir üretmeye devam eden Parker, tüm aşırılıklarına karşın kanser araştırmaları için en fazla bağış yapan kişilerden biri olmasıyla da hayranlık uyandırdı.Parker'ın eski arkadaşı olan LinkedIn Kurucusu Reid Hoffman onunla ilgili “ Ona neden katlanıyoruz ki? İki sebepten: Birincisi olduğu yere değer katar, ikincisi çok sadıktır." açılamalarında bulundu.Sean Parker The Social Network filminde Justin Timberlike tarafından canlandırıldı. Kendisi filmden pek hoşnut olmadı ve “tamamen kurgu” olarak yorumladı. Fakat film, Parker’ın ilgi çekici hayatına ışık tutma özelliğini yaşıyor

Musk’ın Hayallerini Gerçeğe Dönüştüren Kadın: Spacex’in Başkanı Gwynne Shotwell

Gwynne Shotwell, Elon Musk'ın kurucusu olduğu Space Exploration Tecnologies(SPACEX) Şirketi'nde, başkan olarak çalışıyor ve şirketin büyümesinde hayati bir rol oynadığı biliniyor. Peki, Elon Musk'ın arayıp İş Geliştirme Başkan Yardımcılığı görevi için çağırması üzerine, SpaceX macerası başlayan, aynı zamanda da iki çocuk annesi olan bu başarılı kadının hayatı nasıldı?Gwynne Shotwell, 1963 yılında, Amerika'nın Illınois eyaletinde küçük bir bölge olan Evanston'da dünyaya geldi. Ortaokula kadar Libertyville'de okuyan Shotwell, eğitim hayatından sonra hayatında tam olarak ne yapmak istediğine karar verememişti.O zamanlarında, geleceği ve kariyeri hakkında hayal kurmaya başlamamış olan Shotwell, annesinin seçimiyle bilim ve mühendislik alanına yöneldi.Kariyerinin ilk zamanlarda, otomotiv sektöründe kariyerine başlamaya karar verdi ve Chrysler Corporation'a katıldı.Chrysler’da, yöneticilik eğitimi programına katıldı ama daha çok uygulamalı mühendislik alanında çalışmak istediği için bu sektörde fazla kalmadı.1988 yılında, otomotiv sektöründen ayrılarak El Segundo araştırma merkezinde bulunan Aerospace Corporation'da çalışmaya başladı.10 yıl boyunca, burada uzay aracı tasarımı, uzay mekiği entegrasyonu, kızılötesi imza modellemesi olmak üzere şirketin çeşitli alanlarında çalıştı.1998 yılında, El Segundo'da, düşük maliyetli roketler üreten Microcosm Incorporation'da uzay sistemi departmanına müdür oldu. Burada yönetim kurulunda görev aldı ve iş geliştirmeden sorumluydu.2002 yılında, Elon Musk'ın çağrısıyla, iş geliştirme departmanının başkan yardımcısı olarak SpaceX'e katıldı. Falcon araç ailesiyle, şirkete 5 milyar dolarlık bir gelir sağladı.Shotwell, SpaceX’in 7. Çalışanıydı. Elon Musk, onu aradı ve iş geliştirme departmanı başkan yardımcılığı pozisyonu için bir görüşme yapmak istediğini söyledi. Birkaç dakikalık görüşmenin ardından şirketi turladılar ve Shotwell, SpaceX’te çalışmaya başladı. Başta, SpaceX ile bu kadar uzun süre çalışmayı düşünmemiş olsa da bu şirkette çalışmak, hayatının en büyük başarısı oldu.Şimdi de, SpaceX’te başkan olarak çalışmaya devam ediyor ve günlük işlemler de dahil olmak üzere tüm stratejik ilişkileri o yönetiyor.Başarıları, Dünya tarafından da takip edilen Gwynne Shotwell, 2011'de, Uzaydaki Bireysel Başarı alanında, "Dünya Teknoloji Ödülü"ne layık görüldü. Sonraki yıl da Uluslararası Uluslararası Onur Listesi'nde "Teknoloji'deki Kadın" ödülünü alan Shotwell, 2014'te, Forbes tarafından yayınlanan Dünyanın En Güçlü 100 Kadını listesinde yer aldı.Görülüyor ki, kendini geliştiren, aynı zamanda iyi bir konuşmacı olan ve bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında etkinliklere katılıp başarılarını ve uzay teknolojilerini anlatan Gwynne Shotwell, Elon Musk için çok doğru bir tercih olmuş.Musk'ın, risk alma ve geleneksel olmayan çözümleri ya da hedefler konusunda olağanüstü istekliliğine karşı her zaman anlayışlı olan Shotwell, Elon Musk ile çalışmak hakkında şunları söylüyor:“Onunla çalıştığım 15 yıldan fazla süre boyunca, onunla iddialaşmamak gerektiğini ve bir işin yapılıp yapılmayacağını sorgulamamayı öğrendim.”SpaceX’in başarılı olması için çalışan bu ikili, mucizeler yaratmaya devam edecek gibi görünüyor.